ÇAY BİTKİSİ ve KÖKENİ

Çin’in Bashu Bölgesinde, Hua Yang Guo Zhi’e ait kayıtlara göre; Çinliler yaklaşık 3000 yıldır çay içiyorsa da, ilk başta ilaç olarak kullanıla çayın insanların gündelik hayatlarına girişi çok sonraları olmuştur. İlaç ve içecek olarak kullanılan çayın resmi olarak ilk kez kayıt altına alınması, yaklaşık 2000 yıl önce Han Hanedanlığı zamanında “Shennong Ben Cao Jing” tarafından gerçekleştirilmiştir.

Çay bitkisi Camellia cinsine ait Camellia sinensis (L.) Kuntze ve varyetelerinden elde edilir. 17 m’ye kadar boylanabilen bu tür, süs bitkisi olarak kullanılan ve ülkemizde en çok bilinen Camellia japonica haricinde 267 çeşit varyeteye sahiptir.

M.Ö. 3000’lerde yaşamış İmparator Shingnang baş veziri, yüzünde ve vücudunda çıkan yaralardan dolayı saraydan uzaklaştırılınca, dağlara çıkan vezirin, doğada bulduğu çay yapraklarını yemeye başladığı söylenir. Bir süre sonra yaralarından kurtularak şehre indiğinde ise, İmparator bu iyileşmenin Cha adlı bitki sayesinde olduğunu öğrenince, bu bitkiyi sarayın bahçelerinde üreterek hem içki hem de ilaç olarak kullanmaya başlar. Zamanla bu bitkiden elde edilen yeşil çay, Çin’de en sevilen içeceklerden biri olmuş, ona şiirler, övgüler yazılmış ve içilmesi için törenler yapılmıştır. Seramikte çay demlemenin daha iyi sonuçlar verdiğini gören Çinliler, zamanla ülkelerinde porselen ve seramiğinin gelişmesini bu sayede ileri seviyelere ulaştırmışlardır.

Çin’de çaya bu denli önem verilmesinde; çayın içiminden alınan zevk ve törensel ritüellerin yanında, zamanla çayın vücut için diğer olumlu (yorgunluğu giderici, kan dolaşımını kolaylaştırıcı, vücut direncini arttırıcı, ağrıları tedavi edici, vb) özelliklerinin keşfedilmesi etkili olmuştur.

Çayın Japonya’ya getiriliş tarihine yönelik tartışmalar hala devam etmektedir. Bununla birlikte, ya 805 yılında Saicho ya da 815 yılında Eichu tarafından çayın Japonya’ya getirildiği konusunda araştırmacılar hem fikirdir.

ÇAY TÖRENİ

Çay törenleri ilk defa Çin’de yapması ve yayılması ile birlikte onu sanat haline getiren ve Dünya’ya asıl tanıtan Japonlar olmuştur.

Japonya’da çay töreninin 1300 yıl öncesine dayandığını belirten yayınlar varsa da; çay töreninin ilk büyük ustası Zen rahibi Murata Cuko (1441-1502)’dur. Çay törenine yalınlık ve ölçü kurallarını getiren Cuko, eski başkent Kyoto’da “Ulusal Hazine” olarak kabul edilen Togudo adlı çayevinin de mimarıdır. Cuko’dan sonra ise, sırasıyla Kitamuki Dōchin (1504–1562), Takeno Joo (1502-1555) ve Sen no Rikyu’yu (1522-1591) Japon çay töreni ve sanatının önemli hocalarındandır. Özellikle çay törenlerinin öncüsü olarak kabul edilen Rikyu; çay seremonisini doğal bir sadelik, dürüstlük, saflık ve içtenlik kurgusunda gerçekleştirmiş ve bu törenlerin tüm ülkede yaygınlaşmasını sağlamasını sağlamıştır.

Başka bir deyişle, Japonya’da çayı sanat yapan kişi Çay Ustası Sen No Rikyu olmuştur ve bugün de geçerli olan pek çok çay kurallarını ve görgüsünü geliştirmiştir.

Çay töreninin kökeninde, hayattaki en basit ve gündelik olayları bile estetik ve tören aracılığı ile soylulaştırma düşüncesi yatar. Zen budizminin bu ilkesi, yüksek kültürlü başka uluslara da yabancı değildir. Bu yüzden Avrupa’nın bazı ülkelerinde bile törenselleştirilmiş bu nezaketin izleri bugün bile görülebilmektedir.

Özellikle Almanya ve ABD gibi ülkelerde, Japon çayı ve Japon çay töreni hakkındaki yayınların dikkati çekecek ölçüde çok olması; bu ülke halklarının doğal estetiğe, gündelik yaşamdaki küçücük şeylerin güzelliğine ve törensel nezakete hasret olduğunun açık bir göstergesidir. Bu insanlar, özlem duydukları bu kavramları, Doğu Asya kültüründe, özellikle Japon Çay yolunda bulmuşlardır.

Çay seremonileri Japonya’da çok bilinen genellikle barışın hakim olduğu sohbetlerin yapılıp çayların içildiği savaşların ve düşmanlıkların bir kenara bırakıldığı alanlar olarak bilinir.

Uzmanlar çay törenini, Japon estetiğinin doruk noktası olarak kabul ederler. Çay bahçesi ve töreni bir uygunluk sanatıdır. Çay ritüeline katılanların tıpkı bir dansta olduğu gibi bütün varlığını katması beklenir.

Günümüzde çay töreninin öncelikli görevi, misafiri en uygun ve en zarif bir biçimde ağırlamaktır. Japonlar bunun için “çay yolu” anlamına gelen “chado” ya da “cha-no- yu” sözcüklerini kullanırlar. Günümüzde bu sanatı yaşatmak isteyen çay üstatları ya da meraklıları da vardır.

Kişinin iç dünyasına ilişkin bir ritüel olan Japon çay töreni, sadece çayın hazırlanışı ya da içilişini konu olarak seçmez. Bu sanat, başta kıyafet, kişisel estetik ve temizlikten başlayarak kendine özgü bahçesi ile peyzaj mimarlığını, yapısı ve iç tasarımı ile mimarlık ve iç mimarlığı, iç mekanda kullanılan resim ve tören esnasında kullanılan donatıları ile de resim ve seramik sanatlarından oluşan kapsamlı düzenlemelerin merkezinde yer alır.

ÇAY BAHÇESİ ve ÇAY EVİ

Japonya’da çay evi ya da çay odası Muromachi (1333-1573) ve Momoyama (1573-1600) devrinde oldukça gelişmiştir. Adım taşlarından, doğal ve genelde bambudan yapılmış çitlere, taştan yapılmış su kaplarından, bekleme odasına, ana giriş kapısı, orta giriş kapısından ana çay evine kadar tüm canlı ve cansız objelerde alabildiğine sadelik, basitlik ve doğallık arzu edilir. Ana giriş kapısından itibaren “roji” adı verilen çay bahçesine gidiş yolu bahçeyi iki kısma ayırır.

Dış ve iç avludan oluşan bu kısımlarda ana girişten itibaren tüm bahçe gösterilmez, gizli-sürprizli köşeler oluşturulması arzu edilir. Orta kapıya kadar olan kısım dış avlu olarak ele alınır. Bu kısımda davet edilen misafirler için tuvaletler ve bekleme birimi yer alır.

Misafirler, çay bahçesinin kapısından teker teker geçtikten sonra, küçük bir kabul alanında bir araya gelirler. Burada bir bardak açık çay sunulur. Daha sonra misafirler bahçede dolaşırlar, küçük bir sıranın üzerinde oturup çay evinde ortak tören için son hazırlıklarla uğraşan çay ustasını beklerler. İç kısma geçmeden misafirler bir ön beklemeye alınarak fizikken ve ruhen törene hazırlık yapmaları beklenir. Çay bahçesinin asıl yolu orta kapı adı verilen bazen çevresinde çevreleyici bir şey olmasa da sembolik bir girişten geçilerek ana bahçeye geçilen yoldur. İç avluya girildiğinde törene katılacaklar “tsukubai” adı verilen ortası oyulmuş, dışı doğal hali ile bırakılmış, dip kısmı çakılla kaplanmış su çanağına yönlendirilir.

Misafirler, su kabı işlevi gören eski bir taştan yapılmış donatının başında ağızlarını ve ellerini yıkarlar. Usta ve misafirler birbirlerini sessizce selamlarlar ve çay evine girerler.

Su çanağı genellikle taş fenerle birlikte kullanılır. Çanağa su ya başka bir kaptan, bambudan yapılmış su kabı ile ya da bir boruyla akıtılır. Bu alanın çevresinde taş fener, su kabı ve diğer yer döşemeleri ise proporsiyon olarak uyacak kaya düzenlemeleri ve bitkisel doku ile çevreye uyumlu hale getirilir.

Bahçe ziyaretçilerin ruhunu dinlendireceği sadelikte, bakım ve düzende olmalıdır. Bahçe, sadece “roji”de gezerken değil çay evinin içinden de güzel algılanabilecek, kullanıcıların düşünceye dalabilecekleri bir mekan olmalıdır. Özetle çay bahçesi sanatsal objelerden çok, doğallığın ve sadeliğin ön plana çıktığı sıradan ama etkileyici bir şekilde düzenlenmiştir.

Ziyaretçilerin dikkatini dağıtmamak için çok renkli düzenlemelerden, parlak renkli ve çiçekli bitkilerden kaçınılması beklenir. Fakat Sakura adı verilen Süs Kirazı (Prunus serrulata “Kanzan” vd. varyete ve kültivarları), Japon Kayısısı (Prunus mume) , Pieris japonica, Japon Ayvası (Chaenomeles japonica) gibi türler ilkbahar döneminde çiçeklenerek bahçede değişime yol açar.

Benzer bir şekilde Japon Akçaağacı (Acer palmatum) varyeteleri ve Orman güllerinin (Rhododendron sp.) renklenmeleri  ile herdemyeşil, Çam (Pinus thunbergini ve Pinus densiflora) Bambu (Phyllostachys sp.) ve Sasa’ların (Sasa sp.) bahçeye sonbahar mevsiminde renk katar.

Yer döşemesi olarak yosunlar çokça kullanılır. Ancak, zemin Şekil 15’te olduğu gibi tertemiz değil Şekil 16’da olduğu gibi yaprakların dökülmesine izin verilir.

Çay törenleri için büyük önem taşıyan çay evleri, çoğunlukla eski çay ustaları tarafından tasarlanmıştır. Burada Japon yapılarının -ölçüleri genellikle 90×180 cm olan- hasır döşeme (tatami)lerin sistematik bir şekilde bir araya getirilmesiyle oluşturulması, çay ustalarının işlerini kolaylaştırmıştır. Çay ustalarının estetik anlayışları ve sadelik arayışlarıyla şekillenen bu mekanlarda, fonksiyona cevap veren mekan tasarlama ilkesi ön planda tutulmuştur. Bu nedenle, çay evlerinde gereksiz süslemeler bulunmaz.

Çay odalarında kullanıcı girişleri (çay ustası, yardımcılar, önemli kişiler ve diğer misafirler) birbirinden ayrılmıştır. Nijiriguchi, Kininguchi ve Sadouguchi adı verilen 3 girişi vardır.

Nijiriguchi:

İlk kez Sen Rikyu (1522-1591) döneminde tasarlanan Nijiriguchi, gelen misafirlerin kibir ve gururunu bir kenara bırakarak saygıyla eğilerek mekana giriş yaptıkları kapılarıdır. Bu alanların alçak tasarlanmasındaki diğer bir neden ise kullanıcılara yapılacak her türlü saldırıya karşı önlem almaktır.

Bu girişler ortalama 60 cm genişliğinde ve 65 cm yüksekliğindedir. Genellikle çay odalarının köşesinde yer alır.

Çay bahçelerinde Nijiriguchi girişlerinde genellikle estetik ve fonksiyonlarına göre 6 adet farklı kaya bulunur.

Bunlar: Yaku-ishi / Kaneme-ishi,  Teshoku-ishi, Mae-ishi, Chouzubachi, Yuoke-ishi ve Katanakake-ishi olarak adlandırılır.

Yaku-ishi / Kaneme-ishi:Girişlerde yer alan ilk kaya olarak bilinir. Bu kayalar düz ve geniş yüzeylidir. Genellikle yüksekliğinin çay odasının zemininden 18 cm aşağıda olması istenirken, kayanın yerden yüksekliği genellikle 36 cm olarak tasarlansa da bu ölçüler Nijiriguchilerin kapı yüksekliklerine bağlı olarak değişim gösterir. Yaku taşı verilen bu taş grubu da en yüksekten alçağa doğru Fumi-ishi, ochi-ishi, nori-ishi adında birbirinden gittikçe küçülen ve zemin seviyesine inen 3 taştan oluşur.

Teshoku-ishi:Çay evine girişte üzerine aydınlatma elamanları koyulan üstü düz olan kayadır. Genellikle su kabının (d) (chouzubachi) solunda yer alacak şekilde tasarlanır.

Mae-ishi:Genellikle fener koyulan kayanın önünde yüzeyi düz zemin kaplamasından çok az yüksek olan kayadır.

Yuoke-ishi:Genellikle su kabınına bakışta (chouzubachi) bu kayanın sağ tarafında yer alırlar ve diğer taşlara göre yüksektir.

Katanakake-ishi:Su kabının arkasında ve çevresindeki diğer taşlara yakın yüksekliktedir. Kılıç koyma taşı olarak adlandırılır. Törene katılacakların tüm silahlarını burada bırakarak, çay odasında huzurlu bir ortam yaratılması amaçlanır. Zira aslında çay evi gelenek olarak hiç bir saldırının yapılmaması gereken güvenli mekanlardır.

Kininguchi:Asilzadeler, diplomatlar gibi üst tabaka insanlara ait olan bu girişler, kullanıcılar eğilmeden içeri girebilecek şekilde tasarlanmıştır. Ölçüleri çay odalarının genişliğiyle orantılı olarak değişse de, genelleme yapmak gerekirse 1,5m-1,9m arası değişen genişlik ve 1,4 m-1,7m arası değişen yükseklikleri vardır.

Sadouguchi:Ev sahiplerinin ya da çay ustalarının kullanması için tasarlanan giriştir.

Çay evi için en ideali ana binadan ayrı bir yerde olmasıdır; ama başka bir bina ile aynı çatı altında, özel bir oda da yeterli olabilir. Çay evi kuran kişi kullanılan malzemelerde ve atmosferde en büyük sadeliği ve en rafine inceliği birleştirmek için büyük bir gayret göstermelidir. Çay evleri, kullanılan elemanlar ya da bu elemanların boyutları açısından farklılık gösteriyor da olsa bu yapıların en temel özelliği, lüks ve gösterişten uzak şekilde tasarlanmış olmalarıdır. Sukiya esas alınmalıdır. Yani, “sanatsız yapı”… Buradaki gizem, “sanatsız sanat”tadır. Gösterişli, renkli, çarpıcı olmayan ya da cilaya gerek duyulmayan sanat, gerçek sanattır.

Çay evleri, genellikle 10 m2’den daha büyük alanlar değildir. Bu noktada çay evlerinin Budist meditasyonu ve felsefesinden etkilenerek saf ve ideal yaşamı sembolize ettiği söylenebilir. Bu sembolizmin izlerine, yapının tasarımından malzeme seçimine kadar her aşamasında rastlamak mümkündür.

Zaman içinde gelişim ve değişime uğramış Japon çay odaları/evleri, genellikle kağıt kaplı Japon sürgü kapıları (shōji), Japon stili hasır döşeme (tatami), duvar nişi ve pencerelerden oluşur. Çay evinde içerisi derli toplu, son derece temizdir. Görünürde eşya yoktur ortalıkta. Duvarlar toprakla kabaca sıvanmış, olduğu gibi bırakılmış, badana-boya yapılmamıştır. Tavanlar, bambu ağacıyla; çatı otla sazla, örtülüdür. Çay odasındaki niş (Takonoma), adeta odanın başköşesi gibi süslenmiştir. Takonomaya her mevsim farklı aranjmanları olan bir vazo çiçek konmuş, arkasına da güzel bir yazı ya da resim asılmıştır.

Mekan büyüklükleri, pencere ve kapı açıklıkları, niş boyutları vb. eski çay ustaları tarafından tespit edilmiştir. Söz konusu ölçüler, çay seremonisi için gerekli hareket alanını sağlamayı hedef alarak, uzun yıllar içerisinde deneme-yanılma yöntemiyle belirlenmiştir. Bu nedenle çay ustalarının bilgi ve tecrübelerine saygı duyarak, bugün bile bu ölçüleri kullanmak ustalara saygının göstergesi ve erdemli bir davranış olarak algılanmaktadır.

Çay odaları, tatami büyüklükleri ve oda içerisinde ocağın konumuna göre gruplandırılır. Bununla birlikte en çok uygulaması bulunan ve orijinal kabul edilen çay odası, 4.5 tatami büyüklüğündedir.

Çay odası tasarımında dikkat edilmesi gereken başka bir önemli nokta da odanın ışık yoğunluğudur. Çay odasının fazla gün ışığı alması, kullanıcıların konsantrasyonu zorlaştırırken; az ışık alması da kasvetli ve melankolik mekanlar ortaya çıkarır ki bu da çay töreni için istenmeyen bir durumdur. Bu yüzden pencerelerin konumları ve büyüklükleri hassas bir şekilde tasarlanarak, odaya yeterli ışık miktarının girmesine dikkat edilir.

Özetle, çay ustası Sen No Rikyu’nun tasarımına göre şekillenen Japon çay evi; çay odası (çaşitsu), çay tezgahı (mizuya), bekleme odası (yoritsuki), çay kapları (çavan) ile en önemlisi çay konuklarından oluşan bir sadelik ürünüdür. Çay bahçesiyle bütünlük ve uyum içinde bulunan bu mekan, dış dünyadan soyutlanmış ve kişinin iç huzuru için var olan bir sığınak gibidir.

Tea ceremonies are well-known in Japan as peace-loving conversations, without hostilities and drinking tea as well. Experts accepts the tea ceremonies as top point of Japanese aesthetic understanding. Tea garden and ceremony are one of the convenience art. The tea ritual is expected to include all of its attendees as if they were a dance.

KAYNAKLAR: http://www.plantdergisi.com/yazi-prof-dr-mustafa-var—elif-berna-var-japon-geleneksel-cay-evi-bahcesi-ve-torenleri-236.html